Haritalara baktığımızda genellikle sadece matematiksel bir kesinlik ve fiziksel alanın doğru bir temsilini bekleriz. Peki ya bir harita, sadece basit bir coğrafya tasviri değil de bir medeniyetin dünyaya bakışını, kimliğini, siyasetini ve sanatını yansıtan dâhiyane bir “argüman” ise? Yossef Rapoport, bu ufuk açıcı çalışmasında modern dönemin “soğuk” matematiksel kesinliğini bir kenara bırakıyor ve okuru 9. yüzyıldan 17. yüzyıla uzanan, bilim ve estetiğin iç içe geçtiği büyüleyici bir yolcu ...