Uhud’un yamaçlarından modern çağın kalabalık caddelerine uzanan bu kitap, tarihe değil kalbe bakıyor. Okçular Tepesi’ni kimin terk ettiğini sorarken aslında bugünün insanını sorguluyor: Kusuru örtmeyi bilen bir medeniyetin çocuklarıyken ne zaman kusur arayanlara dönüştük?
Her deneme, okuru görünenden öteye çağırıyor. Bir dolma kalemin neden yalnızca kalem olmadığını, bir sözün kulaktan kulağa taşınırken nasıl ağırlaştığını, “ben” dediğimiz yerde hangi kibrin büyüdüğünü düşündürüyor. S ...