Alper’in hikâyesi, avucunun içine sığan bir ekranla başlıyor. Bildirimlerin sesi, dokunuşların sıcaklığı, sanal dünyanın parlak ışıkları… Hepsi gerçekliğin önüne geçerken, Alper kendini görünür kılmaya çalıştıkça daha da silikleşiyor. Beğenilerle var olmaya, ekranın içindeki yansımada kendini bulmaya çabalıyor.
Ama her kaydırış, onu hayattan biraz daha koparıyor. İçinde büyüyen boşluk, çelişkiler ve suskunluklarla derinleşirken, Alper en büyük soruyla yüzleşmek zorunda kalıyor: Gerçekten ki ...