Kur’ân-ı Kerîm’in anlaşılması ve yaşanması, vahyin nazil olduğu ilk günden itibaren ilim geleneğinin merkezinde yer aldı. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) açıklamalarıyla başlayan, sahabe ve tâbiîn nesillerinin katkılarıyla gelişen tefsir faaliyeti, zaman içinde dil, fıkıh, kelam, belagat, tasavvuf ve diğer ilimlerin birikimiyle zenginleşerek müstakil bir disipline dönüştü. Her dönem, kendi ilmî, fikrî ve toplumsal şartları içinde Kur’ân’a yeniden yöneldi ve böylece asırlar boyunca son derece zengin bi ...