Winston Churchill, kuşkusuz 20. yüzyıla damga vuran
siyasetçilerden birisiydi. İkinci Dünya Savaşı’nın
seyrinde oynadığı dünya-tarihsel rol, onun akla ilk
gelen büyük siyasal rolüdür. Bu “büyük olay” dışında
da, renkli ve aynı zamanda kutuplaştırıcı bir
şahsiyetti. Liberal ve muhafazakâr partiler arasında
dolanırken, iki tarafta da biraz mecburen, diş
gıcırtılarıyla kabullenildi. Siyasetçi olmadan önce,
askerdi – tutkulu, “savaş seven” bir askerdi. Kopkoyu ...