Bu kitap, Orta Asya’ya yapılan bir yolculuğun ötesinde; köklere, medeniyet hafızasına ve insanın iç dünyasına doğru atılmış bir adımdır. Buhara ve Semerkand’ın taş sokaklarında yalnızca tarihî yapılar değil; ilmin, irfanın ve asırlardır taşınan bir ruhun izleri takip edilir.
Yazar, bu kadim beldeleri bir turist merakıyla değil; bir talebenin dikkati ve bir müminin aidiyet duygusuyla okur. Medreselerin sessizliğinde, minarelerin göğe uzanan işaretinde ve şehir insanlarının bakışlarında ...